Kiminiz bunu okuyunca senin yaşadıklarını misliyle yaşadık biz diyerek bana acısıyla hava atacak. Kimisi kendi acısına rağmen beni teselli edecek. Kimisi çok şey yaşamış diyerek bana acıyacak eminim.
Bunların hiçbirini yapmayın sadece okuyun ve geçin. Ya da okumayın orasına ben karışmam…
Bu yazılanlar kalbi kırık bir gence ait bir kalemin gözyaşları. Evet yaşlarla o kadar çok bütünleştirdiler beni ve kalemimi... Bana ait herşey benimle birlikte acıyı ve mutlu gibi davranmayı iyi öğrendiler…
Bilmiyorum desem yalan olur. Neden böyleyim gayet iyi biliyorum. Hayallerimi , düşlerimi , gülüşlerimi , benliğimi , geçmişimi , geleceğimi yani kısacası herşeyimi çaldırdım. Kime çaldırdığımı beni yakından tanıyanlar bilir. Hayatın sadece acı veren ve hergün yaşanması gereken bir şey olduğunu hergün yeniden anlamak da apayrı acı verici bi noktası…
Umutlarını sadece şarkılarla büyütebilmek büyük saçmalık. Evet. Kabul ediyorum. Ama ne yapabilirim ki başka? Geçenlerde bana değer verdiğini bildiğim birisinin bi cümlesi az da olsa ümitlendirdi beni.
‘’Aldığın her nefesi , yaşadığın her günü hediye olarak kabul et ona göre yaşa…’’
Ne kadar da güzel bi söz aslında… Bu söz sayesinde belki az da olsa umudum var hayattan…
Bana bunları yazdırdan ne daha çocukken 2 kere beyin tramvası geçirmem. (ki etkisi olabilir… ) Ne 1999 depremi… Ne hayatta en çok sevipte örnek aldığım insan olan büyükbabamın evimize ilk geldiğinde son nefesini vermesi. Ne de çok yakın dediğim insanların bana attığı kazıklar. Sadece doluyum 8 aydır aklımdan çıkmayan bi çift göz ve bi çift söz.
Emin olun hayatın hangi süprizle kapınızı çalacağı belli olmuyo. Bazen mutluluk veriyo ama misliyle hüzün olarak geri alıyo sizden. Hiçkimse size karşılıksız bişey vermez. Çıkarcı bi dönem…
Çıkar ilişkisi olmayan sadece insanlara değer verdiği için yardım eden kişilerin enayi olarak görüldüğü ve hep 2. Planda kaldığı bi dünyadan başka ne beklenir ki…
Burdan bütün çıkarcı arkadaşlarıma da ayrıca teşekkür ediyorum. Sizin sayenizde intikam duygusunu aşılıyorum kötülük barındırmayan kalbime.
Neyse konu yeteri kadar çarpıtıldı herşey gibi… Bende size benzemeye başladım anlayacağınız…
Saat 9 olduğundandır büyük ihtimalle. Hiç uyumadım hala… Aşk acısı insanın uykusunu da kaçırıyor işte…
Üniversite hayatıma 1 dönem ara veriyorum bilmeyenlere burdan duyurayım… Kendime biraz daha vakit ayırıp nerde yanlış yaptığımı iyice düşünmeye vaktim olcak. Kendi tecrübelerimden ders çıkartacağım artık. Zira sonuç çıkartabilcek kadar tecrübem var artık…
Ayrıca içimden geçen herşeyi buraya yazmamı da beklemek saçmalık olurdu değil mi? Bu mümkün olmaz… Neden mi? Facebook’un sıkı yönetim uyguladığı sayfamda bu seferde fazla acıdan dolayı bi engel koyarlar falan uğraşamam onla bide…
Belki birgün yeniden canıma tak eder de alırım kalemi kağıdı elime yazarım… Bekleyin beni… Pek ilerde olcağını zannetmiyorum…
Ve ayrıca burdan kiminiz için sevindirici bir haber de veriyim... Şubat ayından itibaren spora ve diyete başlıyorum... Artık kendime çeki düzen vereceğim...
sevgi ve saygılarımla...
İbrahim Ethem ERCAN
19/01/2011
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder